Diyarbakır Belediyesi’nden “dil özerkliği” diye bir rezalet çıktı.
Kürtçe bilmeyen memura zorunlu atölye, sokaklara, caddelere, parklara Kürtçe isim, kurum içi yazışmalarda Kürtçe esas, Kürtçeye özel bütçe payı…
Yani özetle: “Türkçe’yi kenara çek, biz burada ayrı bir devletçik kuruyoruz.”
Sayın “özerk” zevat, Anayasa’nın 3. maddesi sizin için de geçerli: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.”
66. madde de aynen şöyle der: “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”
Bu ne cüret, bu ne aymazlık?
1923’te Cumhuriyet’i kuran irade, size “Kürtçe’yi resmi dil yapın, Türkçeyi ikinci sınıf yapın” diye yetki vermedi. Bu topraklar Selçuklu’dan, Osmanlı’dan, Cumhuriyet’ten süzülüp gelen tek bir milletin, Türk milletinin yurdudur.
Belediyeyi PKK’nın arka bahçesine çevirip, devletin içinde devletçik oyunu oynuyorsunuz. Valiler uyuyor mu, İçişleri Bakanlığı nerede, Anayasa Mahkemesi’nin kulağı nerededir?
Bu işin sonu ya hukukun tecellisiyle biter ya da Türk milletinin sabrının taşmasıyla.
Tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek dil: TÜRKÇE.
Başka türlüsü yok. Haddinizi bilin.
Bu memleketi dilencilikle, özerklikle, bölücülükle teslim alamayacaksınız.
🇹🇷 Türkiye Cumhuriyeti yaşayacak, Türk milleti ilelebet payidar kalacaktır.
Diyarbakır Belediyesi dil özerkliği ilan etti :
▪️ "Kürtçe bilmeyen personel için zorunlu dil atölyeleri düzenlenmesi."
▪️ "Kurum, kuruluş, sokak, cadde ve park adlarının Kürtçeleştirilmesi."
▪️ "Kürtçenin kurum içi yazışmalarda esas dil olması."
▪️ " Kürtçe için bütçe özel payı."